Bayrağımı yakan köpeklere
Vatan adlı sevdanın ,tarifi mümkün değil ,
Candan aziz tutmayan ,bu lezzete varamaz .
Ekmeksiz kal ,aşsız kal ,vatansız kalma oğul ,
O aşkın tokluğunu ,hiç bir sofra veremez .
Ne bedeller ödedik ,sor bizi üç kıtadan ,
Ders al yavrum geçmişte ,düşülen her hatadan ,
Tarihinden habersiz ,vatan bilmez atadan ,
Vatana kurban olan ,koç yiğitler töremez.
Elden vatan alınmaz ,bedelle alınmalı ,
Bedeli can olsa da ,uğruna ölünmeli ,
Bu sevda mübarektir ,imandan bilinmeli ,
Aşksız ,imansız yürek ,yaramızı saramaz.
Bayraksız vatan olmaz ,vatan bayrakla güler,
Bayraklaşır vatanım ,mavi göklere dalar ,
Bayrak dalgalandıkça ,gönlüme huzur dolar ,
Onun olduğu yere ,başka bayrak giremez .
Bayrak Oğuz Han oldu ,çeri ,tarkan ,noyandı ,
Ötükenden kaldırdık ,Viyanaya dayandı ,
Tarihimle dokundu ,kanımızla boyandı ,
Satılmış ,kirli eller ,ona leke süremez.
Millet olmayan sürü ,bayrak nedir ,ne bilir ,
Ne tarihi öğrenir ,ne de bir ibret alır ,
Gün gelir ,devran döner ,yine ortada kalır ,
Bir türlü akıllanmaz ,gerçekleri göremez .
Yıldızı milletimdir ,hilali can ,rengi kann ,
Ruhsuz odun gibidir ,bayrağı kumaş sanan ,
Erinde ya gecinde ,o bayrağa uzanan ,
Eller kırılmadıkça ,Türk huzura eremez
Sakın yalnız kalmasın , ocağına sahip çık,
Ateşi ihmallikten,küllenmesin ülküdaş.
Gururunu yere çal,nefsini ocakta yak,
Düşman olup karşında , dillenmesin ülküdaş.
Yunus Emre misali , düz gerek gittiğin yol,
Kimseye hizmet etme,davanın adamı ol,
Yaltakçıya yüz verme,sinsice geleni bil,
Ocağına giripte, kullanmasın ülküdaş .
Ülkücülük Rabbimden ,milletime bir nimet,
Bu dava şehitlerden ,Başbuğumdan emânet,
En büyük alçaklıktır , emânete hıyanet,
Kapı değişen itler , yallanmasın ülküdaş.
Gururları okşayıp , zaaflara yüklenip,
Bizden imişçesine , içimize saklanıp,
Bizansın oyunları , yeniden budaklanıp,
Cennet vatanımızda , dallanmasın ülküdaş.
Buz dağları kadarken , sabırla erittiğin,
Nice can pahasına , yurdundan arıttığın,
Yedi düvele inat , kökünü kuruttuğun,
Tek yumruk ol canlanıp , cillenmesin ülküdaş.
Demesinler bozkurtlar , yetmişlerde estiler,
Türkün özünden gelen , susturulmaz sestiler,
Sesleri çıkmaz oldu , şimdi artık sustular,
Cevherleri tükendi bellenmesin ülküdaş.
Azizleyip öperek , atadan aldıkların,
Canından aziz bilip , uğruna öldüklerin,
El gözünden kıskanıp , namahrem bildiklerin,
Hoyratça çiğnenipte , ellenmesin ülküdaş.
Silkin,kalk,bir nara at , ışısın Tanrı dağı,
Uyuman yetti artık , kalksın ölü toprağı,
Seni uykuda görüp , leş kargasınca yağı,
Birleşip üzerine çullanmasın ülküdaş.
Kucakla tüm milleti,herkese sevgiyle bak,
Davanı bilmeyene , üşüyene ocak yak,
Besmeleyle kazma vur , temelini sağlam çak,
Gündelik rüzgârlarla , sallanmasın ülküdaş.
ilhan esen
Saptırmayın ey beyni,ipotek olmuş beyler,
Soyum Oğuz Handandır,kutluk almış Türküm ben.
Dinle yurdun bağrını,bu toprak Türk’ü söyler,
Bu vatanı canımdan,aziz bilmiş Türk’üm ben.
Dinleyin heyy,dinleyin,tarihimin sesini,
Düşmanın ilk sarması,değil Türk ülkesini,
Boynuma uzatılan,esâret halkasını,
Her defa parçalayıp,yere çalmış Türk’üm ben.
Gün olmuş,benden olan,dönüpte bana vurmuş,
Gün olmuş maskelenip,düşman içime girmiş,
Ergenekon dağları,bazan çevremi sarmış,
Soyumun cevheriyle,dağlar delmiş Türk’üm ben
Soysuzlar kol istedi,ben elimi verdikçe,
Köpek sesi çoğaldı,beni suskun gördükçe,
Vatanımın ufkunu,kara bulut sardıkça,
Candan aziz canları,kurban salmış Türk’üm ben.
Methiyeler dizildi,adıma iyi günde,
Ardım dostla doluydu,yürürken ben en önde,
Başım biraz daralıp,zayıf düştüğüm anda,
“Dost”ların sırt döndüğü,yalnız kalmış Türk’üm ben
Her devirde bey oldum,boyun eğmedim yâd’a,
Hürriyete sevdalı,yaratmış beni Hûda,
Kuyruk yaşamaktansa,şu üç günlük dünyada,
Kürşat atama lâyık,vakur ölmüş Türk’üm ben.
Yürüdüm Rumeliye,Kızılelma yoluyla,
Sırtım sıvazlanmıştı,Yesevinin eliyle,
Şeyhim,pirim,sultanım,Hacı Bektaş Veliyle,
Mısır dalı üstünde,namaz kılmış Türk’üm ben.
Issık gölde atlandım,selce dört yana aktım,
Bilge Han’la Orhun’a,ölümsüz taşlar diktim,
Hazreti Fatih ile,köhne Bizans’ı yıktım,
Resûlümün medhine,mazhar olmuş Türk’üm ben.
Üç kıt’a üzerine,nice devlet kondurdum,
Zulüm ocaklarının,ateşini söndürdüm,
Zalimlerin başına,demir yumruk indirdim,
Mazlumların gözünden,yaşı silmiş Türk’üm ben.
Sevr’in yağlı ilmeği,tam boynuma geçerken,
Dönmeler düşmanlarla,bana kefen biçerken,
Milletim gözyaşını,yüreğine saçarken,
Mustafa Kemâl ile,yine gülmüş Türk’üm ben.
Çekmeyi unutmadı,gömenler oku-yayı,
Yapılanı unutmaz,bu asil Oğuz soyu,
Kim sırtımdan hançeri,vurmuşsa tarih boyu,
Erinde ya gecinde,kozu bölmüş Türk’üm ben.
Atatürkçü geçinen, çağdaş mandacı beyler,
Atatürkün safında, hangi mandacı durdu.
Nutku açıp okuyun, size gerçeği söyler,
Görün mandacılardan, o nasıl hesap sordu.
Kahramanın adını, kirletmeyin, utanın,
Karşısında kaleydi, emperyalist Batının,
Kemik için havlayan, nice Batı itinin,
Dersini cephelæerde, süngüsü ile verdi.
O Müslüman bir Türktü, bundan gurur duyardı,
Türküm diyen insanı, mutlu insan sayardı,
Tüm dünyaya karşılık, tek bir Türkü koyardı,
Muhtac olduğun kudret, asil kanında derdi.
Ekonomik bağımsız, olamayan bir millet,
Tam bağımsız değildir, budur en büyük zillet,
Hem Atatürkçü geçin, hem bunları inkâr et,
Öyle yağma yok beyler, millet gerçeği gördü.
IMF tasmasıyla, sürü güden aydınlar,
Pentagon beyliğine, biat eden aydınlar,
Dışı kitap kapaklı, içi odun aydınlar,
Aydınlığın şanında, kula kulluk mu vardı.
Oğuzhanla Atatürk, bir zincirin başları,
Tüm halkalar Türklüğün,ayrılamaz eşleri,
Geçmiş, buğun, gelecek, bir binanın taşları,
Beşbin yıllık bir emek, taş taş binayı ördü.
Dünümü kesip atan, Atatürkçü olamaz,
Mide için yurt satan, Atatürkçü olamaz,
Kutsal dinime çatan, Atatürkçü olamaz,
Soyu, dini, vatanı, onun kalbinde birdi....
İlhan Esen
Allah Belanizi Versin
Vatanın haline bakın,
Allah belânızı versin.
Elinize kına yakın,
Allah belânızı versin.
Nefsine köle olanlar,
Dili çatallı yılanlar,
Gurur için saz çalanlar
Allah belânızı versin.
Can dediğim cana vurdu,
Düşmanlar çevreyi sardı,
Soysuza beyliği verdi,
Allah belânızı versin.
Davama sırt çevirenler,
Kaleleri devirenler,
Asenaca kıvıranlar,
Allah belânızı versin.
Artık ben yokum, diyenler,
Hizmeti bitti sayanlar,
Mükafata göz koyanlar,
Allah belânızı versin.
Milli devlet kuruldu mu,
Tüm yaralar sarıldı mı,
Hedeflere girildi mi,
Allah belânızı versin.
Makam aşığı hödükler,
Cüsseli, ruhu güdükler,
Paraya öten düdükler,
Allah belânızı versin.
Büyük adam bildiklerim,
Peşlerine daldıklarım,
Sevip örnek aldıklarım,
Allah belânızı versin.
Makamı malı sananlar,
Kırk yıl sırtıma binenler,
Makam gidince dönenler,
Allah belânızı versin.
Beni dün „faşist“ edenler,
Sapık yollarda gidenler,
Bugün “Türklük” keşfedenler,
Allah belânızı versin.
Gönlünden perdeyi sıyır,
İslâm, ruhbanlık yok diyor,
Arada şeyh, ne halt yiyor,
Allah belânızı versin.
Başörtüyle savaşanlar,
Değirmenle döğüşenler,
Çuvallarda sıvışanlar,
Allah belânızı versin.
Yaramıza tuz oldunuz,
Ayağımızı çeldiniz,
Düşmanları dost bildiniz,
Allah belânızı versin.
Garip yurdum satılıyor,
Parça parça yutuluyor,
Türküm diyen itiliyor,
Allah belânızı versin.
Ergenekon birgün biter,
Gölge etmeyin siz, yeter,
Gölgeniz düşmandan beter,
Allah belânızı versin.
Soyuma alt kimlik diyen soytarı,
Bu memleket sular, aktıkça Türk’tür.
Parmaklar okşayıp, kaval, saz, tarı,
Sevda türküleri yaktıkça Türk’tür.
Tan yeri attıkça, sabah vaktine,
Gece yenildikçe, yeni bir güne,
Kars’a, Ardahan’a, Şırnak’a, Van’a,
Gün dolanıp akşam çöktükçe Türk’tür.
Türk mührüdür, İshakpaşa doğunun,
Selimiye, çiçeği Türk bağının,
Palandöken, Nemrut, Ağrı dağının,
Zirvesinde şimşek çaktıkça Türk’tür.
Sürülerim, yayladıkça dağlarda,
Asmalarım, yeşerdikçe bağlarda,
Bugün değil, gelecek tüm çağlarda,
Köylü toprağını ektikçe Türk’tür.
Karlar erir, çıkar, Nevruz gülleri,
Bayrağımı okşar, bahar yelleri,
Mehmetçiğin, öpülesi elleri,
Bayrağı göndere çektikçe Türk’tür.
Boşa heveslenme, ey çakal soyu,
Çok engel aştı Türk, târihler boyu,
Çepni, Bayat, Kınık, Bügdüz ve Kayı,
Birlikte âtîye baktıkça Türk’tür.
Tarla kimin, ekin kimin, bilinir,
Ayrık otu, can sıkarsa yolunur,
Saran dağlar, bir yerinden delinir,
Kahpe duvarları yıktıkça Türk’tür.
Atatürk demiş ki, gün olur şaşar,
Yöneten delâlet, gaflete koşar,
İhanetle savaş, gençliğe düşer,
Gençler yurda sahip çıktıkça Türk’tür.
ilhan esen
Vatansız medyamızca, size sanatçı dendi,
Sanatçılar kahroldu, sanatsa aldı yara.
İpler puştun elinde, devir namerde döndü,
Havlamalar çoğaldı, bozkurt düşünce dara..
Demokrasi gereği, bölünmemiz gerekmiş,
Tirene binmek için, mecburi bir durakmış,
Batı dostumuz olmuş, art niyeti bırakmış,
Kırk yıllık tereciye, satmayın yahu tere..
Türk demezken Yunanlı, yüzbinlerce soydaşa,
Esir Türkle doluyken, dünyadaki her köşe,
Ruslar Çeçenistanı, yakarken baştanbaşa,
Dilsiz oldu batılı, hemde benzedi köre,
Üç sanatçı bozması, değil benim kederim,
Tükürsem üstlerine, anında yok ederim,
Kuyruk olmak batıya, bu olamaz kaderim,
Niçin kollarım bağlı, niçin düşmüşüm zora.
Ne zaman ayrı tuttum, söyleyin ey köpekler,
Köpek bile yalını, veren kapıyı bekler,
Yarılmadıkça yerler, çökmedikçe bu gökler,
Kimse beni bölemez, havlamayın boş yere,
Kahpece oyunlara, gönüllü piyonsunuz,
Milletin koynundaki, zehirli çıyansınız,
Her devir her kucağa, ustaca uyansınız,
Dünkü haliniz nere, bugünkü durum nere..
Türkümü söylediniz, Türkçem ile yazdınız,
Türklük hazinesini, kullanan hep sizdiniz,
Karnınız doyunca da, günden güne azdınız,
Paçayı sıvadınız, daha görmeden dere ..
Aşiret lehçesini, lisân sanan eşekler,
Batının havucuna, safça kanan eşekler,
Sanatçı, yazar, çizer, çağdaş denen eşekler,
Topunuz hazır olun, şimdi Türktedir sıra.
Sabır taşı çatladı, vurana vuracağım,
Hakedene anında, hakkını vereceğim,
Dürülecek defter çok, hepsini düreceğim,
Yorgan morgan dinlemem, görürsem tek bir pire..
Hem gaflet, hem dalâlet, hem de hıyanet oldu,
Atatürkün gençliğe, söylediği gün geldi,
Haydi artık yiğidim, düzeltmek bize kaldı,
Senden imdat bekliyor, vatan, devlet ve töre…
ilhan esen
Bölməsiz 13
DUSTUK
Daha dün çıkmıştık, Ergenekon’dan,
Şaşırdık, yeniden, içine düştük.
Yarını kopardık, bugünden, dünden,
Zamanın babasız, piçine düştük.
Kulağı tıkadık, Hakkın sesine,
Kapıldık Batı’nın, boş sevdasına,
Liderlik dururken, Türk dünyasına,
Kuyrukça, Brüksel, kıçına düştük.
En önce istedik, en sona kaldık,
Her şartı minnetle, bir emir bildik,
Mazlum Bey’e göre, tarihi aldık,
Bu asrın bilmem, kaçına düştük.
Dostu tekmeledik, düşman vururken,
Biz yolu tartıştık, dünya yürürken,
Adam gibi adamlar, seçmek dururken,
Adamın kimliksiz, hiç’ine düştük.
Ezanları kıstık, Kur’an’dan kaçtık,
Her mahalleye bir, kilise açtık,
Hoşgörü, diyalog, afyonu içtik,
Kilisenin sinsi, haç’ına düştük.
Mazlum Bey Hürmüz’dür, dış güçler koca,
Diyalog masallı, nur yüzlü hoca,
Pentagon, kilise, masonik loca,
Biri çok gelirken, üçüne düştük.
Denktaş’ı harcadık, Kerkük’ü verdik,
Milli temellere, kazmayı vurduk,
"Biz kimiz" diyerek, Batı’dan sorduk,
Aklımızın baştan, göçüne düştük.
Fırsat buldu Batı, sırttan vuruyor,
Beni bölmek için, sebep arıyor,
Hırsızın hakkını, evden soruyor,
Kanlı Ermeni’nin, suçuna düştük.
Pazara çıkardık,ovayı, dağı,
Parselle satılır, vatan toprağı,
Bizi bağlamışken, zincir, bukağı,
Sahte sevgilinin, saçına düştük..
| | BİR KAVGA...
|
| | BİR KAVGA... Bir kavga farz oldu,kazâsı yok,yok! Bir kavga,kirlenen yüzümüz için Artık masallara aç karnımız tok Bir kavga,başımız,gözümüz için... Bu kavga ne ilktir,ne sonuncusu Bu kavga ülkemin şafak öncüsü Bu sancı soylu bir kavga sancısı Bayrağımız,kefen bezimiz için...
İşgal var yurdumun her bucağında, Neden ses yok,evinde,ocağında? Ahlâksızca,Batı'nin kucağında, Büyüyen oğlumuz,kızımız için...
Onursuz bir hayat seçen kahrolsun! Bu kavgadan korkan,kaçan kahrolsun! Beyaz bayrakları açan kahrolsun! Kör bahtımız,kara yazımız için...
Biz bu yurdu bırakmayız ellere Dökülürüz meydanlara,yollara Bir kavga yeniden düşer dillere Şehitlere namus sözümüz için...
|
İsyan Bildirisi |
| | Gözlerimden kan süzülür,yaş değil Bu onursuz savaş,dayanılır iş değil Ey umarsız saltanat,ey başımdaki kırbaç! Yalvarmak,eğilmek değildir asla İsyandır bu, İSYANDIR!...
Düşmanım,öldürür beni,beyaz bayrak astıramaz Allah’tan gayrı hiç kimse şiirimi susturamaz Ey Nemrut! Bu ateş,İbrahim’in cenneti Yangın yeri memleketim,yüreğim yangın yeri Başım dumanlı,başım, Benimle uğraşmayın! Öfkem durulmuş değildir İsyandır bu, İSYANDIR!...
Düşman gelmiş kapımıza,süngüyle kovmamış mıyız? Yedi cihanla döğüşüp, başını eğmemiş miyiz? Nedir bu başımda dönen belalar, Nedir bu onursuz parya kaderi? Ey kelepçemin sahibi, Ey zindanımın gardiyanı! Bir köle çığlığı değil, İsyandır bu, İSYANDIR!.... |
Yazılar cəmi:
11
Sonrakı səhifə »